AKTÜEL AŞK SORUNLARI ÇÖZER |
 |
| Neden aşk üzerine böyle bir misyon üstlendiniz? Neydi
gördüğünüz eksik ki böyle bir kitap hazırladınız?
Gerek aşkından dolayı gerekse yapmış olduğu
evlilik sürecinde olağanüstü acı yaşayanları gördüm. Mesela askerdeyken bir
arkadaşım vardı, sırf parasal sorunlardan üç-dört yıldır tanıştığı bir
arkadaşı onu terketti. Aslında asker dönüşü nişan ve düğün yapacaklardı. Öyle
evlilikler görüyorum, daha ilk aylarda aşık olmalarına rağmen biz artık
götüremiyo ruz, ayrılmak istiyoruz, diyebiliyorlar.
Bunlar benim gözlemlediğim ya da yardımcı olduğum insanlar. Yine evlenmeyi
hedeflemiş öyle aşıklar görüyorum, birbirlerinden veya ailelerinden kaynaklanan
ciddi engelleri var. Evlenmek istedikleri halde önünde engel olanlarla diyalog kurarak,
konuşarak, yardımcı olarak çözdük meseleleri.
Neden böyle bir sorumluluk üstlendiniz? Siz
ilahiyat mezunusunuz, gazetecisiniz, sorumluluğu sırtınıza neden aldınız?
İçimde insanların sorunlarına karşı olağanüstü
bir ilgi var. Ben im için zevk ve keyiften öte, bir sorunu çözmek çok daha
önemli.
İnsanların kendilerinde göremediklerini görme
meziyetini nasıl elde ettiniz ?
Üniversitelerimizin ya da diğer okullarımızın çok
fazla eğittiğine inanmıyorum. Onun dışında özel gayretler gerekiyor. Evlilik ve
evlilikteki sorunlar üzerine çok kitap okudum. Konuyla ilgili ayet ve hadisler var çok
ciddi biçimde meseleyi çözebilecek. Bu ayet ve hadisler asırlardır tekrar ediliyor,
söyleniyor. Ancak ben onların özüne inemediğimizi düşünüyorum. Bu okumalar, bu gözlemler bana insanlar arası ilişkilerde
arkadaşlararası, eşlerarası, aşıklararası ilişkilerde ihmal ettiğimiz çok şeyin
olduğunu gösterdi. Biz anlamaya, kavramaya çalışmıyoruz. Olaya kendi açımızdan
yaklaşıyoruz sürekli, çok bencil davranıyoruz.
Oysa diyalogla, karşılıklı görüşmeyle, anlaşmayla boş bıraktığımız alanları
doldurarak birçok şeyi başaracağımıza inanıyorum.
|
AŞKIN DA
BİR BEDELİ VAR |
 |
| Cemil Tokpınar,
Nesil Yayınevi’nden çıkan ‘Ömür Boyu Aşk’ adlı kitabıyla konuşuldu.
Toplumsal sorunlara duyarlı insanların kendi dünyalarındaki fırtınaları görmezden
gelmesine bir karşı duruş. 9 baskı yapan kitapta evlilikler, sorunlar, bireyin iç
sıkıntıları, derdini açamama problemi üzerinde duruluyor. Bir mutluluk portresi
için lazım gelenler sunulmuş okura. Aileye dönük bir bakış. Türkiye toplumsal
hafızasında yaralar oluşan bir toplum haline gelirken, evdeki sorunları da artıyor. Ömür Boyu Aşk, bir anlamda özeleştiri
kapılarının açılmasını sağlıyor. Kitabı okurken çok şeyin değişeceğini
farkedeceksiniz. Aile sorunlarını mutlaka ciddiye alıp köklü ve ısrarlı
çözümleri uygulamak gerektiğini belirten Cemil Tokpınar, ‘Mutluluğu hep uzakta
arıyor insanlar. Oysa saadet ellerini uzatsalar ulaşabilecekleri kadar yakında’
şeklinde konuşuyor.
AŞKIN
DA BİR BEDELİ VAR
Ömür Boyu Aşk, evlilere,
evleneceklere seslendiği gibi, yaşadığı hayatla barışık olma adına girişilen bir
çabanın ürünü. Sizi böyle bir kitap yazmaya iten sebep neydi?
Doğru bir tesbitte bulunuyorsunuz. Kitap sadece
evlilere yönelik değil. Bir gazeteci, ‘hayat rehberi’ diye söz etmişti. Çünkü,
her kesimden insanın yaşayabileceği sorunlara eğiliyorum. Beni, bunu yazmaya iten çok
ciddi sebepler var. Bir aşk şairi olan Fuzuli, ünlü bir beytinde şöyle der: ‘Ne
yanar kimse bana ateşi dilden özge/Ne açar kimse kapım badi sabadan gayri.’
İnsanların duyarsızlığından şikayet ediyor. Kalbimin ateşinden başka bana yanan, acıyan yok, kapımı da seher yelinden başka kimse açmıyor diye
yakınıyor. Sekülarizm hepimizi vurdu. Her kişi ve kuruluş, once toplumu, ülkeyi,
hatta dünyayı kurtarma peşinde. Karşıdaki şahsa, acaba bizim görüşe katkısı ne
kadar olur, diye yaklaşılıyor. İyi ama, onun
kişisel sorunları var. Aşabilirse kendine de, topluma da katkısı büyük olur. Ne var
ki, sosyal hayat alabildiğine önemseniyor da, kişisel hayat es geçiliyor. Toplum
önemseniyor, birey ihmal ediliyor. Toplumu kurtarma iddiasındaki birçok kişi, kendi dünyasında can çekişiyor. İnsanlar kendi dertleriyle baş
başa kalıyor. Acılarını yalnız çekiyor. İçimdeki şefkat ve diğergamlık, onlara
nasıl yardımcı olabileceğimi araştırmaya yöneltti beni. Allah’ın yardımıyla;
ayrılmış bir çifti birleştirebilirsem, ağlayan
bir yüzü güldürebilirsem, her gün kavga edilen bir evde mutluluk rüzgarları
estirebilirsem mutlu olacağımı düşündüm. İnsanlara balık vermek yerine balık
tutmayı öğretmeyi hedefledim.
Peki bu hedefe ulaşabildiniz
mi?
Henüz yolun başındayız. Rabbime sonsuz şükür,
öyle güzel yankılar aldım ki, ümidimin üzerinde bir gelişme oldu. Boşandıktan
sonra tekrar evlenmenin hazırlığını yapan veya verdiğiboşanma dilekçesini geri
alan çiftler var. Kitabımızı okuyan bir hakim, ‘Bana gelen boşanacak çiftlere,
Önce b u kitabı okumalarını tavsiye edeceğim’
diyor. Bir psikiyatrist, kitabın depresyon tedavisinde çok önemli katkılarının
olduğunu belirtiyor. Gerçekten de, depresyondan kurtulan, yaşadığı iflastan kolayca
sıyrılan, intiharın eşiğinden dönenler var. Beni arayıp teşekkür ediyorlar kitabımızı okuyan, Moral FM’deki
programımızı dinleyen o kadar çok insan var ki, önce ağlayarak telefon ediyor, bir
süre sonra gülerek teşekkür ediyor. Çoğunun ismini bilmiyorum, yüzünü bile
görmemişim.
Evlilik kurumunun sarsıldığını, ilişkilerin
kopma noktasına geldiğini ve bunun çoğunlukla boşanmayla sonuçlandığını
biliyoruz. Siz farklı bir çözüm önerisine giriyorsunuz. Aileleri bunalımlı
dönemlere sokan sebepler neler?
En büyük sorun, eşler arası iletişimsizlik.
Birbirini doğru anlayamama, algılayamama sorunu. Yanlış anlama, yanlış
davranışları da beraberinde getiriyor. Karşılıklı olumsuz davranışlar, zincirleme
sürüp gidiyor. Ayrıca şu problemlerden söz etmek mümkün: Huy ve mizaç
uyumsuzluğu, aşırı yaş, kültür ve eğitim farkı, gerek siz kıskançlıklar, kompleksler, parasal beklentilerin
yetersizliği, erkeğin veya kadının mesleğine yönelik itirazlar, cinsel problemler,
eşlerin ailelerine yönelik eleştiriler, birbirinin sevgi ve ilgisini yetersiz görme,
ailede edindikleri alışkanlıkların farklılığı,
dini anlama ve yaşayış biçimindeki farklılıklar ya da ilgisizlikler, çocuk
olmaması, iffetsizlik ve sadakatsizlik, alkol ve madde bağımlılığı. Bunlar en çok
karşılaşılan sorunlar. Ama en başta, eşler arasında sağlıklı bir diyalog
kurulsa, sevgi ve ilgi başarıyla sürdürülse
hiçbiri olmaz veya aşılır.
‘Aşk, evlenince biter’ anlayışının
yanlışlığına vurgu yapıyorsunuz. Bu yanlış anlayış nereden kaynaklanıyor?
Aşk ya da flört dönemi, insanların en fazla yalan
söylediği, kendisini farklı tanıttığı ve karşısındakini yanlış tanıdığı
bir dönemdir. Taraflar hem kendi kusurlarını alabildiğince gizlemeye çalışır, hem
de sevdiğinin kusurlarını görmez. Muhatabını üzmemek için hoşlanmadığı
şeylerden hoşlanmış gözükür. Sevdiğinin her eksik ve kusurunu te’vil e der, onlara iyi yorumlar getirir. Taraflar sanki yüzlerine birer
maske takınmışlar, gerçek yüzlerini gizleyip, karşısındakinin hoşlanacağını
sandığı bir kişilik sergilemişlerdir. Evlenince bu maskeler çıkar. Amaç sevdiğine
kavuşmak olduğu için artık amaca ulaşılmış,
zahmete katlanmaya gerek kalmamıştır. Taraflar gerçek kişiliklerini sergilemeye
başlarlar. Sevenlerin odaklandığı nokta cismani güzellik ise, sonuç daha da
vahimdir. Çünkü, aşkın yöneleceği asıl adres; cisim değil, kalp ve ruhtur. Asıl
cazibe ve güzellik, duygusallıkta ve
ruhsallıktadır. Sevgiyi nefis adına cisme yöneltenin, arzusunun aksiyle tokat yemesi
normaldir. Bu yüzden asıl güzelliği keşfedemeyenlerin evlilikleri her geçen gün
sıradanlaşır ve mutsuzlukla sonuçlanır. Gerçi böyle bir evliliği kurtarmak da imkansız değildir. Zaten bizim çabamız da buna
yöneliktir.
Evlenince aşkın kökleşeceğini iddia
ediyorsunuz?
Evet. Aşkı bitiren evlilik değil, bizim mutlu bir
evliliği yürütmeyi bilmeyişimiz. Aşk kolay başarılabilecek bir olay değil. Biz hep
bencilce yaklaşıyoruz. Oysa aşk aynı zamanda, özveridir, katlanmaktır, çile
çekmektir. Aşk, şefkatle beslenen, sabırla ve azimle yürütülecek uzun bir
maratondur. Bu koşuyu göze alamayan aşkı keşfedemez. Her nimet bir külfet ister.
Hiçbir şey bedelsiz değildir. Aşkın ve sevginin de bir bedeli var. Ödeyeceksiniz,
katlanacaksınız, gerekirse çekeceksiniz. Ama, hep bir gün yepyeni bir dünyayı
keşfetme umuduyla koşacaksınız. Ufukta mutluluğu göremeyen, o umut ve gayretle
sabredemeyen aşkı yakalayamaz. Bana gör e,
kazandıklarımız içinde aşkın bedeli en az ve ucuz olandır. Bir yabancı dil
öğrenmek için gecesini gündüzüne katan insanlar, bunun onda biri kadar birbirini
anlamaya ve sevmeye gayret etseler dünya cennete döner.
Peki gerçek nedir ki, evlenmeden once ölesiye
birbirini sevenler, bir süre sonra kavgasız gün geçirmiyorlar?
Sevgi ve aşk, bütün insanların yaratılışına
Allah tarafından yerleştirilmiş. Her insan, eşine karşı coşkun bir sevgi hisseder
başlangıçta. Ama bir müddet sonra engeller ve sorunlar cenderesinde öyle bir bunalır
ki, sevmeye mecali kalmaz. Aç, borçlu, hasta, bitkin, umutsuz, yaşama sevincini
kaybetmiş bir kimse aşkı ve sevgiyi sürdürebilir mi? Sorunlar varsa, aile yuvası
çatırdamaya başlar. Eşler bir yere kadar sabreder, daha sonra birbirl erini yanlış anlamaya ve olumsuz tavırlar sergilemeye başlar.
Ben diyorum ki, sorunları el birliğiyle aşarsanız, aşkı yeniden keşfedersiniz. Bu
yüzden aşkla doğrudan ilgili görülmeyen, ama bana göre aşkı çok yakından
etkileyen sorunlara da çözüm önerileri sundum.
Kitabınız baskı üstüne baskı yapıyor. Bu
kadar ilgi görmesini neye bağlıyorsunuz?
Öncelikle kitabın muhtevası çok önemli. Bütün
kesimlerin şiddetle ihtiyaç duyduğu bir konuyu ele alıyor. En çözümsüz dertlere
cesaretle ve kendinden emin bir şekilde orijinal çözüm önerileri sunuyor. Katı ve
kuru kurallardan öte, yaşanmış ve gözlenmiş örnekler taşıyor. Üslubu durağan
değil, çok akıcı ve coşkulu.
‘Ömür Boyu Aşk’ diyorsunuz. Peki, bu nasıl
başarılır?
Yapacağımız iki şey var: Birisi, ailemizi etkileyen
sorunları çözmek. İkincisi, sevgi ve mutluluğu besleyen kurallara uymak. Bunları, 41
başlıkta anlatıyorum. Bana gore özetlenmiş bir kitap. Birçok bölümünün iyice
açılması lazım. Artık onu da, arkasından gelecek yeni çalışmalar da yapacağım.
|
BEDELİ ÖDENMEYEN AŞK OLMAZ |
 |
| Kitabınız
olağanüstü bir ilgi gördü. 2 ayda sekiz baskı yaptı. Medyanın büyük ilgisini
çekti. Kitap üzerine sürekli konferans ve imza programlarınız var. Kitapta genel
olarak nelerden bahsediyorsunuz?
Kitabın ana konusu, aile içi sorunlara çözüm
getirip sevgi ve mutluluğu doya doya yaşatmak. 6 bölüm ve 41 başlıkdan oluşuyor.
Başta iletişim sorunu olmak üzere bir ailede yaşanabilecek bütün sorunlara
eğiliyor.
Kitabın böylesine yankı uyandıracağını
bekliyor muydunuz?
Her yazar kitabı için ideal başarılar hayal eder.
Ben de kitabı yazarken birtakım umutlar taşıyordum. Bir kere içimden gelerek,
coşkuyla yazıyordum. Yazarken hiç zorlanmıyordum. Kitabın ilk yazılarını
gösterdiğim insanlar bunun ilgiyle okunacağını söylüyorlardı. Ben de büyük
ümitler taşıyordum. Ama doğrusunu söylemek gerekirse, bu kadarını da beklemiyordum.
Peki bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz?
Bir kere, tüm başarıların asıl sahibi
Allah’tır. Bunu Allah’ın bir ikramı olarak görüyorum. Biliyorum ki, O istemezse,
her şeyi mükemmel yapsanız bile başarılı olamazsınız. Ancak Rabbimiz, bizim
sebeplere başvurup üstümüze düşeni tam yapmamızı istemiştir. Bu anlamda düşünürsek, birkaç madde sıralamak mümkün. Öncelikle
kitabın muhtevası çok önemli. Bütün kesimlerin şiddetle ihtiyaç duyduğu bir
konuyu ele alıyor. En çözümsüz dertlere cesaretle ve kendinden emin bir şekilde
orijinal çözüm önerileri sunuyor. Katı ve kuru
kurallardan öte, yaşanmış ve gözlenmiş örnekler taşıyor. Üslubu durağan değil,
çok akıcı ve coşkulu. Kitabın, mizanpajı, kapağı, düzenlenişi, ismi, reklam ve
tanıtımı, çok uzun süren toplantılar sonucunda kararlaştırıldı. Kitap, bir
kişinin gayretinden öte, Nesil Basım Yayın ve
Moral FM ekibinin katkısıyla bu noktaya geldi.
Kitabınıza “Ömür Boyu Aşk” dediniz. Bu
kavramın çekici veya itici bir etkisi oluyor mu?
Genelde bu isim çekici ve sevimli bulunuyor. Çünkü
aşk ve sevgi, herkesin cazip bulduğu, ama çoğu kimsenin hayal kırıklığına
uğradığı bir olgu. İsmini okuyanlar, “Ömür boyu aşk olur mu? Benim bildiğim
aşk iki üç ay olur, bilemedin bir sene” diyebiliyorlar. Aslında insanların ruhu
ömür boyu aşkı arıyor. Bu iddialı isim, ümit veriyor. Bu arada is mini anmaktan sıkılanlar bile var. Oysa aşka, olduğu gibi
yaklaşmak gerekir. Birileri onu istismar edip kirletmişse, bize düşen kaçmak değil,
doğrusunu ortaya koymaktır. Aşk ve sevgi, her şeyi birbirine bağlayan önemli bir
duygudur; Rabbimizin, “yaratıklarını seven ve onlar tarafından sevilmeye layık
olan” anlamındaki Vedüd isminin bir tecellisidir. Aşkı inkar etmek, Mevlana’yı ,
Yunus ,Emre’yi, Molla Cami’yi, Fuzuli’yi anlamamak demektir.
Kitabınızda nasıl bir aşkı anlatıyorsunuz?
Bizim uğraştığımız, platonik veya aşırı
romantik bir aşk değil. Aşk diye sunulan, flört ve gayri meşru ilişkiler hiç
değil. Zaten evlilik öncesi duygusal ilişkileri hiç tavsiye etmiyoruz. Çünkü,
uhrevi sorumluluğuyla birlikte, birçok acıyı, gözyaşını, mutsuzluğu, hayal
kırıklığını beraberinde getiriyor. Biz, özünde
meşruiyet olan, evlilikle perçinlenen, yıllar geçse bile pörsümeyip kökleşen bir
aşktan söz ediyoruz. Böyle bir aşkın nasıl yaşanacağını işliyoruz. Önce
Allah’ı sevmeyi, sonra Onun izin verdiklerini, Onun istediği biçimde sevmeyi
hedefliyoruz.
Ancak kitapta aşktan farklı şeyler de var.
Hastalığın, geçim sıkıntısının aşkla ilgisi ne?
Sevgi ve aşk, bütün insanların yaratılışına
Allah tarafından yerleştirilmiş. Her insan, eşine karşı coşkun bir sevgi hisseder
başlangıçta. Ama bir müddet sonra engeller ve sorunlar cenderesinde öyle bir bunalır
ki, sevmeye mecali kalmaz. Aç, borçlu, hasta, bitkin, umutsuz, yaşama sevincini
kaybetmiş bir kimse aşkı ve sevgiyi sürdürebilir mi? Sorunlar varsa, aile yuvası
çatırdamaya başlar. Eşler bir yere kadar sabreder,
daha sonra birbirlerini yanlış anlamaya ve olumsuz tavırlar sergilemeye başlar. Ben
diyorum ki, sorunları el birliğiyle aşarsanız, aşkı yeniden keşfedersiniz. Bu
yüzden aşkla doğrudan ilgili görülmeyen, ama bana göre aşkı çok yakından
etkileyen sorunlara da çözüm önerileri sundum.
Ama aşk daha çok evlenmeyenler arasında geçerli
değil mi? Hani evlenince aşk biter diye bir söz vardır.
İşte ben buna isyan ediyorum. Aşkı bitiren evlilik
değil, bizim beceriksizliğimiz. Aşk kolay başarılabilecek bir olay değil. Biz hep
bencilce yaklaşıyoruz. Oysa aşk aynı zamanda, özveridir, katlanmaktır, çile
çekmektir. Aşk, şefkatle beslenen, sabırla ve azimle yürütülecek uzun bir
maratondur. Bu koşuyu göze alamayan aşkı keşfedemez. Her nimet bir külfe t ister. Hiçbir şey bedelsiz değildir. Aşkın ve sevginin de bir
bedeli var. Ödeyeceksiniz, katlanacaksınız, gerekirse, çekeceksiniz. Ama, hep bir gün
yepyeni bir dünyayı keşfetme umuduyla koşacaksınız. Ufukta mutluluğu göremeyen, o
umut ve gayretle sabredemeyen aşkı yakalayamaz. Bana
göre, kazandıklarımız içinde aşkın bedeli en az ve ucuz olandır. Bir yabancı dil
öğrenmek için gecesini gündüzüne katan, kursa giden, kucak dolusu para harcayan
insanlar, bunun onda biri kadar birbirini anlamaya ve sevmeye gayret etseler dünya
cennete döner.
Niçin böyle bir kitap yazdınız. Başkalarının
derdiyle ilgilenmek bu kadar önemli mi sizce?
Bu sorunun asıl cevabını sonra vereceğim. Ama, şu
kadarını söyleyebilirim: Bir aşk şairi olan Fuzuli’nin ünlü bir beyti var. “Ne
yanar kimse bana ateşi dilden özge/Ne açar kimse kapım bad-i sabadan gayri.” der.
Dikkat edin, bunu söyleyen Leyla ve Mecnun’un, Peygamber aşkını anlatan Su
Kasidesi’nin şairidir. İnsanların duyarsızlığından şikayet ediyor. Kalbimin
ateşinden başka bana ya nan , acıyan yok, kapımı
da seher yelinden başka kimse açmıyor diye yakınıyor. Ne acı ki, bugün toplumumuz
kan ağlıyor. Dışarıdan güldüğünü, sevinçli olduğunu, mutlu bir hayat
sürdüğünü sandığınız eşiniz, dostunuz, arkadaşınız, akrabanız; nice
dertlerin pençesinde acı çekiyor. İçten içe
feryadını kimse duymuyor, belki kimseye derdini açamıyor. İçimdeki şefkat ve
diğergamlık, onlara nasıl yardımcı olabileceğimi araştırmaya yöneltti beni.
Allah’ın yardımıyla; ayrılmış bir çifti birleştirebilirsem, ağlayan bir yüzü güldürebilirsem, her gün kavga edilen bir evde mutluluk
rüzgarları estirebilirsem mutlu olacağımı düşündüm. İnsanlara balık vermek
yerine balık tutmayı öğretmeyi hedefledim. Gerçekten de, depresyondan kurtulan,
yaşadığı iflastan kolayca sıyrılan, intiharın
eşiğinden dönenler var. Beni arayıp teşekkür ediyorlar. Kitabımızı okuyan, Moral
FM’deki programımızı dinleyen o kadar çok insan var ki, önce ağlayarak telefon
ediyor, sonra gülerek teşekkür ediyor. Çoğunun ismini bilmiyorum, yüzünü bile
görmemişim.
Aslında size soracak çok sorumuz var. Bunların
bir kısmını zaten Cumartesi günleri Moral FM’de yayınlanan Ömür Boyu Aşk isimli
programınızda cevaplıyorsunuz. Son olarak bundan sonra sırada ne gibi hedefleriniz var
diye sorsak…
İlgilendiğimiz alan, bütün dünyada çok büyük
önem taşıyan bir alan. Kanal-7’ye canlı yayına gittiğimde Prof. Dr. Hakan
Yavuz’la karşılaştım. Kitabımı imzalayıp hediye ettim. “Bir ilahiyatçının
aşk ve evlilikle ilgilenmesi ve bu denli ilgi görmesi sosyolojik bir olay” dedi.
Kitabı oku yup Amerika’da bir makale
yayınlayabileceğini söyledi. Doçent bir dostum, kitabı ABD’de yayınlamanın
mümkün olduğunu anlattı. Gerçekten de, sorun bütün dünyanın sorunu. İngiltere,
ailenin korunması için önümüzdeki yıl bir milyar sterlin (yaklaşık bir katrilyon lira) ayırıyor. Niçin? Çünkü, Avrupa’nın nüfusu
giderek daha da yaşlanıyor. Bunun anlamı açık: Bir gün gelecek, insansızlaşacak.
Çözüm, aile kurumunu güçlendirmekten başka bir şey değil. Zaman içinde
gerçekleşecek projelerimiz var. Tam teşekküllü bir “aile danışmanlık merkezi” düşünüyorum. Burada
psikiyatristler, danışmanlar olacak. Ailenin tüm fertlerine yönelik çözümler,
seminerler olacak, Web sitesi, bültenler, eğitici filmler, konferanslar olabilir.
Hedefim, olayı birkaç kişinin değil, herkesin ilgilendiği
bir alan haline getirmek, Çünkü, sorun çok büyük ve ancak kurumsallaşarak
başedebiliriz. Bunun için ülke çapında örgütlenmek gerekiyor. Aile sorunu, bire bir
takibi gerektiriyor. Kişiye özel çözümler olmalı. Tıpkı bir hastanın izlenmesi
gibi.
|
|
 |
| ‘Ömür
Boyu Aşk’ çok iddialı bir söz değil mi?
Aşkı bildiğimizi zannediyoruz ancak çoğumuz
bilmiyoruz. Türkülerimizi şarkılarımızı aşkla beziyoruz ama aşkı bilmiyoruz.
Aşkı yaşamımızda nasıl bir yere oturtalım?
Nasıl tarif edelim?
Büyük bir çoğunluk aşka bencil yaklaşıyor. Oysa
aşk bencilliği kaldırmıyor. İnsan aşka hem kendi gözüyle hem de karşısındaki
kişinin penceresinden bakabilmeli.
‘Ömür boyu aşk’ hangi temeller üzerine
oturuyor?
Sevgiliye kavuşunca biten değil, kökleşen aşkı
idealize ediyorum. Evlenince biten aşkı kabullenmiyorum. Ömür boyu aşk, sevgiliye
kavuşmak ve birlikteliği sürdürmek için her türlü engeli aşma azmiyle beslenen,
sabır ve ümitle sürdürülmesi gereken çok uzun bir maratondur.
Kesintili ve parçalı ilişkiler aşk değil mi?
Taraflar işin başında nasıl olsa bir gün ben bu
ilişkiyi bitiririm düşüncesiyle birbirlerine yaklaşıyorsa bunun adı aşk olmaz.
İlişki aşka dönüşmez. Usandırır ve ayrılık kaçınılmaz olur.
ERKEKLER DAHA DUYARSIZ
Biten aşklarda suçlu kim?
Bence suçlu aramayalım. Bana
şikayetler en çok kadınlardan geliyor. Çoğu gözyaşları içinde sıkıntılarını
dile getirmeye çalışıyor. Ama suçu sadece erkeğe ya da kadına yüklemiyorum.
Biten aşklarda, çekilen sıkıntılarda taraflar
eşit mi?
Erkekler bu konuda biraz daha duyarsız. Aslında onlar
da birçok şeyin acısını çekiyorlar. Konuşmak istemiyorlar. Erkekler gururlarından
dolayı sorunlarını açmıyor. Gururunu, ailesine ve huzuruna tercih eden erkeklerin
sayısı her geçen gün artıyor.
‘Ömür boyu aşk’ın vazgeçilmezleri neler?
Ömür boyu aşk için kültürel bir birikim olacak
kesinlikle, insan psikolojisinden anlayacak. Sabırlı olacak. Her şeyden önce kendini
tanıyacak.
Bunlar sizde eksik olduğu için mi ‘Ömür boyu
aşk’ sloganıyla yola çıktınız? Aşkın kitabını yazmaya hangi duygular zorladı
sizi?
Yazdığım her şey, yaşadığım ya da çok iyi
gözlemlediğime inandığım olaylar. Aileme bir laboratuvar gözüyle baktım.
İnandığım prensipleri uyguladım. Böyle yapmasaydım evliliğim yüz kere bitmiş
olurdu.
BATILI KAYNAKLAR
Yani bu kitap tecrübe sonucunda mı kaleme
alındı?
Çevreme ve aileme karşı sorumluluklarımı yerine
getirirken çektiğim sıkıntılar ve yaşadığım mutluluklar bana büyük tecrübe
verdi. Yirmi yıldır başkalarının sorunlarıyla ilgileniyorum. İnsanların giderek
yalnızlaştığını ve acılarını kendi başlarına çektiklerini görüyorum. Her
kesimden. Birçok şen şakrak insan büyük acı ve sıkıntıların
pençesinde kıvranıyor.
Kitaptaki tavsiyeler sadece İslami kesime mi
yönelik?
Mesajlar sadece İslami kesimle ilgili değil. Bu
sıkıntıları bütün insanlar çekiyor. Kitabı yazarken Batılı kaynaklardan çok
yararlandım. İnsan psikolojisi, kadın-erkek ilişkisi ve aile kurumu üzerine kafa
yoran birçok Batılı’nın eserlerini dikkatle okudum. İslam’ın temel iki
referansı olan Kur'an ve hadislerden de yararlandım.
Kapınızı çalan aşk mağdurları en çok
nelerden şikayet ediyorlar?
Aşktan mustarip olanlar ciddi bir iletişimsizlik
içindeler. İletişimsizlik en büyük problem bana göre. Her kesimde var.
Daha çok evli ve dindar insanlara tavsiyelerde
bulunuyorsunuz. Muhafazakar aile yapısı çatırdıyor mu?
Özellikle bir ayırım yapmıyorum. Daha önce, ‘Bu
tür problemler dindar insanlarda ve ailelerde pek yaşanmaz’ şeklinde genel bir kanaat
vardı. Hadiseleri biraz irdeleyince bunun böyle olmadığını gördük. Dini bir
yaşantı içinde olan binlerce insanın gerek bireysel gerekse aile yaşamlarında çok
büyük sıkıntılar çektiği ni gördüm.
PEK YAKINDA İNTERNETTE
Mahremiyet ve ayıp kavramları hala muhafazakar
ailelerde yaşanan sorunları örtüyor mu?
Geçmişte böyleydi. Hala sorunlarını konuşmaktan
kaçınanlar var ama ben bunların sayısının giderek azaldığını görüyorum.
Çünkü dindarı, dinsizi, herkes mutlu bir yaşam sürmek istiyor.
Okurlarınızla hangi yollarla iletişim kuruyorsunuz?
İnterneti kullanıyorum. Yakında “Ömür Boyu
Aşk”ı anlatacağımız bir web sayfası açmayı düşünüyorum. Hazırlıkları
sürüyor. Kitap piyasaya çıktıktan sonra binlerce e-mail aldım.
Sorunlarıyla bire bir ilgilendikleriniz oluyor mu?
Elimden geldiği kadar. İnsanların önüne sadece
teorik birtakım gerçekleri koyamazsınız. O insana somut bir çıkış yolu
gösterebilmek lazım. İmkanlar ölçüsünde bunu yapıyorum.
SAVAŞ ÇAĞRISI
Moral FM’de Cumartesi günleri yaptığınız
programda canlı yayında insanlar nelerden şikayet ediyorlar size?
Vefasızlıkları, biten aşklarını, evlilikte
karşılaştıkları açmazları anlatıp çözüm istiyorlar. Radyoda dinleyicilere
seslenirken, “Bu sorunlara savaş açıyorum. Sorunlarınızla savaşmaya var
mısınız?” diye bir çağrı yaptım. Çığ gibi destek geldi. Şimdi insanların
mutluluğu için gösterilen çabaların kurumsal bir çatı altında yapılmasını
hedefliyorum.
NİKAH ŞEKERİ YERİNE KİTAP
Tokpınar’ın büyük ilgi gören kitabı “Ömür Boyu Aşk” Türkiye’de
fazla görmeye alışık olmadığımız bir uygulamaya da neden oldu.Geçtiğimiz hafta
İzmir’de dünyaevine giren genç bir çift, nikah törenine gelen davetlilere şeker
yerine bu kitabı dağıttılar. Evlilik öncesi bazı sorunlar yaşadıklarını
söyleyen genç çift bunların çözümünde Tokpınar’ın kitabından
yararlandıklarını söylüyor. Gelin Hatice Tanrıverdi, “Saadetimi bu kitaptaki
gerçeklere borçluyum. Eşimle ben çok istifade ettik. Kitaptan 500 tane aldık.
İmkanımız olsa her kese hediye etmek isterdik” diyor.
‘ÖMÜR BOYU AŞK’IN SIRLARI
Hatayı önce kendinizde arayın
Seviyeli tartışın
İşinize yoğunlaşırken eşinizi ihmal etmeyin
Eşinizin dokturu sizsiniz
Sevginizi bütün haşmetiyle hissettirin
Cinsel sorunları önemseyin.
Derdinizi açmaktan çekinmeyin
Psikiyatrik tedaviden korkmayın
Yetenekli olduğunuza inanın.
Sorunlara ağlamayın. Savaşın!
Cemil Tokpınar “Ömür Boyu Aşk”ta islami kesimde kadın erkek ilişkilerine
hakim olan erkek egemen mantığı sorguluyor. Yer yer Kur'an ve hadislere atıflar da
yaparak muhafazakar aileleri, herşeyi yeniden ele almaya davet ediyor. |
*** |